tiyatrom kardelen
PAYLAŞMAK GÜZELDİR  
  ANA SAYFA
  MÜZİĞİM
  TİYARO TARİHİ
  TİYATRO TERİMLERİ
  DİKSİYON EĞİTİMİ
  SES EFEKTLERI
  TİRATLAR
  OYUN METİNLERİ
  TIYATRO KITAPLARI
  GELENEKSEL OYUNLAR
  ORTAOYUNU VE KARAGÖZ
  NASREDDİN HOCA
  => nasreddin hoca 2
  => nasreddin hoca 3
  => nasreddin hoca 4
  => nasreddin hoca 5
  BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ
  PORTRELER
  EBRU SANATI
  EBRU SANATI VİDEOLARI
  USTA ELLER
  ATATÜRK'E GÖRE...
  YAZARLARDAN
  ŞİİRLER
  LÜTFEN OKU
  RESİMLER
  KELEBEĞİN KALBİ
  FİLM İZLE
  TUGRALAR
  2007-2008 SEZONU DT.OYUNLARI
  EN İYİ 10 TÜRK FİLMİ
  TİYATRO SİTELERİ
  ANA SAYFA HABERLERİ
  USTA TİYATROCULAR
  TÜRK HALK MÜZİĞİ ÇALGILARI
  NAMAZ VAKİTLERİ
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  ZİYARETÇİ SAYISI
  Gönül Dostları.. SİTENİZİ EKLEYİNİZ
  BANNERLERİMİZ
Ne yapsalar boş........................
göklerden gelen bir karar vardır
NASREDDİN HOCA

DOĞDUĞU YER

 

Nasreddin Hoca, araştırmacıların çoğuna göre, 13. yüz yıl başlarında H. 605 M. 1208 yılında Eskişehir’in Sivrihisar ilçesine bağlı Hortu (bugünkü adıyla Nasreddin Hoca) köyünde doğdu.[1] Hatta, Akşehirli bazı araştırmacılar da bu görüşü kabul eder durumdadırlar.[2]

Bu konudaki bilgi bugün için kesinleşmiş durumdadır. Hoca, Eskişehirli’dir. Fakat, bu konuda farklı görüşler de vardır. Bu görüşlere de kısaca değinmek gerekir. En çok öne çıkan görüş Nasreddin Hoca’nın Akşehir’de doğduğu şeklindedir. Bu iddiaya göre Hoca, Akşehir gölü civarında Sivricehöyük yakınındaki Ortaköy’de doğmuştur. [3]

Daha sonraları böyle bir iddiayı Kayserili Araştırmacı-Yazar Halit Erkiletoğlu da ileri sürmüş ve Hoca’nın mezar taşının Kayseri’de bulunduğunu söylemiştir.[4] Aslında bu iddia yeni de değildir. Naci Kum’un Kayseri’deki mezar taşlarının tasnif sırasında bir lahitin üzerinde Nasreddin Hoca ismini okumasıyla gündeme çok önceden de getirilmiş, fakat; bu iddia İ. Hakkı Konyalı tarafından çürütülmüştür.[5]

Yine Azerbaycan’da da Nasreddin Hoca adına yapılmış bir türbe vardır.[6] Yani Azeriler de bir anlamda böyle bir iddianın sahibidirler.

Fakat, gerek Hoca’nın tarihi kişiliğiyle ilgili bilgi veren eski kaynaklar(şeriyye sicilleri, Mecmua-ı Maarif, Saltukname vb), arkeolojik buluntular (kızına ait mezarın Sivrihisar’da bulunması vb) gerekse bu konudaki yerli ve yabancı ilim adamlarını çalışmaları (Fuat Köprülü, Pertev Naili Boratav[7] gibi ilim adamlarının araştırmaları) Nasreddin Hoca’nın Sivrihisar’da yani Hortu köyünde doğduğu şeklindeki bilgilere kesinlik kazandırmış durumdadır.

Buna göre Hoca, bugün Eskişehir’in Sivrihisar ilçesine bağlı olan ve kendi adıyla anılan Nasreddin Hoca köyünde doğmuş, daha sonra Konya’ya oradan Akşehir’e giderek buraya yerleşmiş,[8] vefatına kadar da burada yaşamıştır.

Başka bir yaklaşıma göre de Sivrihisar’dan Akşehir’e gitmiş, buradaki dini eğitiminin bir bölümünü Konya’da tamamlamış, Hace-i Cihan ile birlikte Hoca Fakih’ten ders almıştır.[9]

 

[1] Hortu Köyü, 18 Nisan 1999 seçimlerinden sonra belediyelik oldu ve Nasreddin Hoca Belediyesi adını aldı. Eskişehir-Ankara yolu üzerinde ana yoldan 4 km içerdedir.

[2] Kemal Uzun, Nasreddin Hoca Araştırması, s. 12 (Bu kitapta yer alan bilgi şöyledir: “Nasreddin Hoca, 1208 yılında Eskişehir-Sivrihisar’ın Hortu köyünde doğdu.”

[3] Muharrem Bayar, Nasreddin Hoca Seksiyon Bildirileri s. 45–46 (Yazar, bu iddiasını Hoca’nın fıkralarında geçen göl, kayık, göle maya çalmak… gibi motiflerden hareketle ileri sürmektedir.)

[4] Hürriyetim internet, 23. 7. 2003 tarihli “Nasrettin Hoca paylaşılamıyor” başlıklı haber

[5] İ. Hakkı Konyalı, Yedi İklim Dergisi, a.g.s s. 171

[6] Kemal Uzun, a.g.e. s. 17

[7] Pertev Naili Boratav (1907–1998) Günümüz Halk edebiyatı araştırmacılarındandır.

[8] Mehmet Önder, Nasreddin Hoca Gerçeği, Minyatürlerle Nasreddin Hoca s.7

[9] Kenan Çağan, Nasreddin Hoca’nın Hayat Hikâyesi, Nasreddin Hoca s. 7

AİLESİ

 

Nasreddin Hoca’nın babası Hortu köyünün imamlığını da yapan Abdullah Efendi,  annesi ise bu köyün yerlilerinden Sıdıka Hanım’dır. Bir fıkrasından kendisinden bir yaş büyük bir kardeşi olduğu sonucu da çıkmaktadır.[1] Daha sonra aile fertleri arasına Akşehir’e yerleştikten sonra eşleri ve çocukları katılır. Buna göre Hoca’nın Biri Sivrihisarlı, diğeri Akşehirli olan iki eşi, iki kızı, bir oğlu vardır.
 

 

[1] Bu fıkra şöyledir: Küçükken Nasreddin’e “sen mi büyüksün kardeşin mi büyüksün” diye sormuşlar. Küçük Nasreddin gözlerini açmış. Küçük kafasında bazı hesaplar yaptıktan sonra demiş ki: “Annem, geçen yıl kardeşin senden bir yaş büyük demişti. Bu hesaba göre yaşımız meydanda. Ben geçen yıldan beri bir yaş büyüdüm. Şimdi kardeşimle aynı yaştayız. (Bkn. Nasreddin Hoca ile Çocuklar, Hz. Duhter Uçman s. 16–17

İLK TAHSİLİ

 

Nasreddin Hoca, tahsil çağına gelince; ilk dini bilgilerini(okuma-yazma, ilmihal bilgileri…) babasından aldı. Muhtemelen babasının bu köyde ders verdiği bir medrese vardı. Bu bilgilerin yanı sıra doğu dillerinden Arapça ve Farsça’yı öğrendi. Çok küçük yaşta hafızlık derecesinde Kur’an-ı Kerim bilgisine de sahip oldu. İslami ilimlerden fıkıh ve kalem konusunda da eğitim gördü.

Nasreddin Hoca, daha sonra tahsiline Sivrihisar’daki medreselerde devam etti Bir rivayete göre de kıtlık yüzünden Hortu’dan Sivrihisar’a ailece göç ettiler. Hoca, babasının ölümünden sonra köyüne dönerek burada imamlık ve vaizlik yaptı. Bu görevini zaman zaman Sivrihisar’da da yerine getirdi.

Fıkralarından ve diğer kaynaklardan çıkan bilgiye göre Hoca, aktif bir kişiliğe sahiptir. Bu yüzden görevini sadece cami ve medresede sürdürmedi. Devamlı olarak halkın içine oldu ve onların sorunlarıyla ilgilendi. Bu anlamda onun tahsilinde hayatın kendi gerçekleri ve Hoca’nın şahsi gözlemleri de önemli bir yer tutmaktadır.

     Fakat Hoca, bütün bunlarla, babasından ve Sivrihisar medreselerinden aldığı bilgiyle yetinmek istemedi. Daha derin bilgilere sahip olmanın peşindeydi. Bu arzusu yüzünden köyünde fazla kalmadı ve buradan ayrıldı. Fıkralarındaki yer adları dikkate alındığında onun Akşehir ve Konya’ya gitmeden önce başka yerlere de gittiği,  kendisini yetiştirecek bilginler aradığı ve bu esnada halkın durumunu yakından gözlediği sonucu çıkmaktadır. Hatta bir yazarımız Nasreddin Hoca’nın Karamanoğlu Beyliği’nin Konya’yı almasından sonra Moğolların açtığı yoldan muhtemelen bir Orta Asya gezisi yaptığını da söylemektedir.[1]  Şayet böyle bir gezi doğruysa o zaman Hoca’nın Türkistanlı yahut Azerilerin ona neden sahip çıktıklarını anlatan bir ayrıntı olarak dikkat çekicidir.

 

[1] Şaban Abak, Bir Alperen Olarak Nasreddin Hoca, Yedi İklim N. Hoca Özel sayısı s. 13

SİVRİHİSAR DAN AYRILIŞI

 

O devirde Konya ve Akşehir medreseleri çok ünlüydü. Buralara dünyanın pek çok yerinden bilginler, mutasavvıflar, dervişler, seyyahlar, tüccarlar gelip gitmekteydi. Bu yüzden Konya ve Akşehir medreseleri öğrencilerle, tekke ve dergâhları dervişlerle dolup taşmaktaydı.

Yöneticiler ve şehrin ileri gelenleri de bu oluşumlarla ilgiliydi. Sarayların ve konakların kapıları bu ilim ve tasavvuf ehline her zaman açık tutuluyordu. Özellikte Konya Anadolu Selçuklu devletinin başşehri olarak bir ilim ve kültür merkeziydi. O devirde tahtta bulunan Sultan 1. Alâeddin Keykubad (1280–1237) adaletli yönetiminin yanı sıra bilginlere verdiği değerle de tanınmaktaydı.

Nasreddin Hoca, bu şehirlerin bu durumundan haberdardı. Muhtemelen yirmi-yirmi üç yaşından sonra imalık görevini Mehmet (Cılız Mehmet olarak da bilinmektedir.) adlı halifesine bırakarak köyünden ayrılıp 1233/1234 tarihinde önce Konya’ya gitti.[1] Burada kendisi için gerekli gördüğü ilim ve irfan tahsilinden sonra memleketi Sivrihisar’a döndü. Daha sonra Hocasının daveti ve Tuğrul Efendi’nin ısrarı üzerine 1237’de Akşehir’e giderek Akşehir medreselerinde ders gördü.

Nasreddin Hoca’nın Konya ve Akşehir’e gitmesiyle ilgili şöyle bir tarihi olay da

anlatılmaktadır.

            Buna göre; “Sivrihisar kale dizdarı Alişar Bey, devamlı olarak Sivrihisar’ın gelişmesi ve büyümesi için bir şeyler yapmak istiyordu. Hoca’ya ne yapılabileceğini sordu:

Nasrettin Hoca:

—Beldemiz eğitim görmüş yetişkin insanlarla şenlenip, gelişecektir. Konya'ya gidiniz ve bilgisiyle ün yapmış birisini buraya getiriniz.

Alişar Bey, 20 gün bu mesele için uğraştı ve ünlü müderris Tuğrul Efendi ile geri döndü...

Sivrihisar’da her gün konuşmalar yapan Tuğrul Bey, yalnız Hoca'yı değil tüm Sivrihisar'ı etkilemeyi başardı...

Bir müddet sonra; Tuğrul Efendi de Nasrettin Hoca'nın vaazlarını dinlemeye başladı. Ondaki yeteneği gördü ve ondan zekâ ve yeteneğini Akşehir'de ve Konya'da göstermesini, oralara gidip daha tecrübelenmesini, bilgilenmesini istedi...

Hoca, günlerce düşündükten sonra Akşehir'e gitmeye karar verdi... Tüm yakınlarına

ve Tuğrul Efendiye bu kararını açıkladı.

Bu dönemde Moğollar'ın etkisi iyiden iyiye hissediliyor, Anadolu'yu huzursuzluk bulutları kaplamaya başlıyordu... Bu ortamda seyahat yapmaktan çekinen Hoca, Akşehir seyahatini her gün geciktiriyordu;

Tuğrul Efendi, bunun üzerine:

—Aydınlar yol gösterici olmalıdır, karşında manevi şifa bekleyen topluluklar bulacaksın. Onlara sen cesaret vereceksin, için kan ağlasa dahi güleceksin! Halka yol gösterenin özelliği budur, deyince Hoca yola çıkmaya karar verdi.

Yola çıkma günü, yıllarca yaşadığı Sivrihisar'ı bırakma günüydü... Tüm sevenleri genci, yaşlısı kale kapısına O'nu uğurlamaya geldi. Acılar, huzursuzluklar içinde, bir de Hoca gidiyordu! Hoca eşeğine bindi yola düştü, arkadan hüzün ve sitem dolu ses:

Alişar Bey:

—Nasreddin Hoca! Sen bu düzeni ta baştan kurdun. Akşehir’e gitmek için, yerini dolduracak adamı bana buldurdun. Bu oyunu yuttuğumu sanma, dedi.

Hoca, eşeğinin yularını çekti. Hayvanı durdurdu. Atik bir hareketle, semere ters oturdu. Sonra da şöyle dedi:

—Alişar Bey! İnan ki, olay dediğin gibi değil. Bakın, gözüm üzerinizde, Sizden ayrıldığım için üzgünüm.

Hocayı, eşeğe ters binmiş halde gördükçe, onu uğurlamaya gelenlerin hüzünleri dağıldı!

Ümitsizliğin yerini kahkahalar aldı. Hoca görevini yapmıştı. Bunun üzerine, 1237 yılı İlkbaharında bir Cuma günü sabahleyin Akşehir’e uğurlandı.

Hoca, Sivrihisar’dan Emirdağ’a oradan Afyon’a geçti. Burada Konya’dan medrese arkadaşı olan Kul Ahmet’le görüştü. Afyon-Gazlıgöl kaplıcalarındaki kısa bir moladan sonra Bolvadin’e geldi. Yol boyunca bazı köylere uğrayarak daha sonra Akşehir’e ulaştı.

Halk, onun geleceğinden haberdardı. Onunla yakından ilgilendiler. Ardından Maarif köyündeki Seyyid Hacı İbrahim Sultan’ın yanına vardılar. Hoca,, burada Seyyid Mahmud Hayrani’nin hacca gittiğin öğrendi. Daha sonra Akşehir’e döndü. Burada imamlık görevine başladı. Bir taraftan da vaazlar veriyordu. Zamanı gelince Hocası Hacdan döndü. Böylece Nasreddin Hoca’nın buradaki eğitimi de başlamış oldu. Bir yıl sonra da karısı Atike, kızı Fatma ve üç yeğeniyle birlikte Akşehir’e geldiler.[2]

Bu olayı destekleyen kimi yazarlar da Hoca’nın Sivrihisar’dan ayrılıp Akşehir’e gitmesini “Sivrihisar Medresesindeki Hocası Sarı Tuğrul’un ‘Akşehir’de Seyyid Mahmud Hayrânî seni bekliyor’ uyarısıyla ilgili görerek menkıbe halindeki bu olayı desteklemektedirler.[3]

Sivrihisar’dan böyle bir olayla ayrılan Nasreddin Hoca, burada Şeyh Hacı İbrahim Veli[4] ve mutasavvıf Seyyid Mahmut Hayranî ö. 1268) [5] gibi devrinin tanınmış bilgin ve ârif kişilerinden ders aldı. Saltukname’deki bilgilere göre Hayrani’nin talebesi ve dervişi oldu. Kimi yorumculara göre bu iş, dervişlikle de sınırlı kalmadı. Hoca, Hayranî dergâhının şeyhlik görevi de üstlendi.[6]

Hoca, bu bölgede bulunan başka bilgin ve arif kişilerden dersler alarak bilgi ve görgüsünü büyük ölçüde artırdı. Kimi yorumcular, Seyit Mahmut Hayrani’nin Mevlana’ya mensubiyetinde yola çıkarak Nasreddin Hoca’nın da Mevlana’ya bağlı olabileceği, hatta görüşmüş oldukları ihtimali üzerinde dururlar. [7]

Hocanın ayrıca Konya medreselerinde de okuduğu ve burada Hoca Fakih, Sadrettin Konevi gibi devrin ünlü aydınlarından ders ve feyiz aldığı dikkate alınırsa bu ihtimalin olabilirliği söz konusudur.

Öte yandan Hoca’nın bu eğitim süreci içinde Konya’da Selçuklu Hükümdarı Sultan 2. Alâeddin Keykubat'a danışman olduğu da söylenmektedir.[8]

Nasreddin Hoca, Konya’daki eğitim sürecinden sonra icazet alarak müderris oldu. Şeyhi ve Hocası Hayrani’nin Hacı Bektaş-ı Veli’nin tavsiyesi sebebiyle burada bulunması nedeniyle buraya yerleşti. Hatta devrin ve bizzat kendisinin iktisadi anlamdaki zor şartlarından dolayı Akşehir’deki evini de ona Hocalarından Seyyid İbrahim Sultan hediye etmiştir.[9]

Hoca, ilmi çalışmalarını bundan sonra burada devam ettirdi. Akşehir’de müderrislik görevinde bulundu. İmamlık, kadılık ve vaizlik yaptı. Ömrünün büyük bir bölümünü burada geçirdi.

 

[1] M. Fuat Köprülü, Nasreddin Hoca, s. 22, Kemal Uzun, Nasreddin Hoca Araştırması, s. 12 Şükrü Kurgan, Konya’ya gidişini ve orada tahsil görüşünü bir rivayet olarak yorumlamaktadır. Ona göre Hoca, Akşehir’e gitmiştir. Bkn. Şükrü Kurgan, a.g.e. s. 17
[2] Kemal Uzun, a.g.e. s. 33
[3] Kemal Uzun, a.g.e. s. 23
[4] Hacı İbrahim Veli yahut Seyyid Hacı İbrahim: Anadolu’nun Türkleşmesinde ve İslamlaşmasında rol oynayan büyük düşünür ve velilerdendir. Akşehir medreselerinde müderrislik de yapmıştır.
[5] Seyyid Mahmud Hayrani: Mevlana ile aynı devirde yaşamış bir Türk sufisidir. Hayatının büyük bir bölümü Konya’da geçti. 1268 yılında vefat etti. Türbesi Akşehir’dedir.
[6] Ali Günvar, Nasreddin Yedi İklim Dergisi, Nasreddin Hoca Özel Sayısı s. 9
[7] Yavuz Donat, Sabah gazetesi 4.5.2004
[8] Yavuz Donat, Sabah gazetesi 4.5. 2004
[9] Kemal Uzun, a.g.e. s. 15

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

MİHMANDAR  
 


 
Reklam  
   
 
 
 
14.11.2007 tarhinden bu güne kadar 119341 ziyaretçi (335668 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=



   En iyi 10 türk filmi  -  2007-2008 sezonu D.T. Oyunları  -  canlı film izle  -  Oyun Metinleri  -  Tiyatro terimleri  -  Kelebeğin Kalbi  -  Tiyatro Siteleri 

 Ana Sayfa Haberleri  -  Usta Tiyatrocular  -  SİTENİ EKLE  -  Banner ekle  -  Sayaç  -  Namaz Vakitleri 

SUFLOR Bir Kültür ve Sanat Sitesidir  ______________________________ Copyright © SUFLOR.TR.GG - Telif Hakları Adnan KUŞ.' a Aittir.________________________________ 14 / KASIM / 2007


Bir kişinin veya bir eserin bu sitede bulunması, bu siteyi hazırlayanların bu kişiyi desteklediği anlamına gelmez. Bu sitenin amacı bu eserleri kullanıcılarının değerlendirmesine sunabilmektir. Sahibinin herhangi bir isteği olursa, eser siteden derhal kaldırılacaktır.