tiyatrom kardelen
PAYLAŞMAK GÜZELDİR  
  ANA SAYFA
  MÜZİĞİM
  TİYARO TARİHİ
  TİYATRO TERİMLERİ
  DİKSİYON EĞİTİMİ
  SES EFEKTLERI
  TİRATLAR
  OYUN METİNLERİ
  TIYATRO KITAPLARI
  GELENEKSEL OYUNLAR
  => oyunların tasnifi
  => oyunların kaynakları
  => şekil bak.erzurum köy sey.oyun.
  => Muhteva Bakımından Erzurum Köy Seyirlik Oyunları
  => Erzurum Köy Seyirlik Oyunlarından Örnekler
  ORTAOYUNU VE KARAGÖZ
  NASREDDİN HOCA
  BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ
  PORTRELER
  EBRU SANATI
  EBRU SANATI VİDEOLARI
  USTA ELLER
  ATATÜRK'E GÖRE...
  YAZARLARDAN
  ŞİİRLER
  LÜTFEN OKU
  RESİMLER
  KELEBEĞİN KALBİ
  FİLM İZLE
  TUGRALAR
  2007-2008 SEZONU DT.OYUNLARI
  EN İYİ 10 TÜRK FİLMİ
  TİYATRO SİTELERİ
  ANA SAYFA HABERLERİ
  USTA TİYATROCULAR
  TÜRK HALK MÜZİĞİ ÇALGILARI
  NAMAZ VAKİTLERİ
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  ZİYARETÇİ SAYISI
  Gönül Dostları.. SİTENİZİ EKLEYİNİZ
  BANNERLERİMİZ
Ne yapsalar boş........................
göklerden gelen bir karar vardır
oyunların tasnifi

Oyunların Tasnifi

Köy seyirlik oyunları üzerinde tasnif denemesi yapan ilk araştırmacı, Ahmet Kutsi Tecer'dir.Köylü oyunlarını ilk kez ciddi bir biçimde gündeme getiren ve konuyu araştırıcıların dikkatini çeken Tecer, Köylü Temsilleri başlığının taşıyan kıymetli incelemesinde bir tasnif denemesi yapmıştır.

Konunun o güne kadar işlenmemiş olması ve elde yeterli oyun metninin bulunmaması tasnifi daraltmış,köklü ve kapsamlı bir kümeleme yapılmasına engel olmuştur.Bu araştırmasında Tecer, köylü oyunlarını başlıca iki gruba ayırır: 1)Dini temsiller, 2)Ladini temsiller.Fazla ayrıntıya inilmemekle birlikte bu incelemede oyunların mitolojik kaynaklı olması ile konularını günlük hayattan alması gibi açılardan ve çok genel bir biçimde dikkatlere sunulduğu görülüyor.

Şükrü Elçin Anadolu Köy Orta Oyunları (Köy Tiyatrosu) adıyla sunduğu çalışmasında,ele aldığı oyunları muhtevaları bakımından önce iki büyük gruba ayırmış, sonra bunları alt başlıklar halinde kümelemiştir. Elçin'in tasnifi şöyledir;

A)Ritüel oyunlar

1)Yılın değişmesiyle ilgili oyunlar

2)Mücerret fikirlerle ilgili oyunlar

3)Hayvan kültüne bağlı olan oyunlar

4)Bitki kültüne bağlı oyunlar

5)Mezhep merasimleri

B)Profan mahiyetteki oyunlar

1)Günlük hayattan alınan oyunlar

2)Masallara bağlı oyunlar

3)Destanlara veya saz şairlerinin hayatlarına bağlı oyunlar

4)Tarihi olaylara bağlı oyunlar

5)Hayvanları taklit edici oyunlar

6)Samıt veya lal oyunları

7)Bebek (kukla) oyunları


Köy seyirlik oyunları üzerinde çok geniş bilimsel araştırmaları bulunan Metin And ise, "Anadolu Dramatik Oyunları" başlığı altında oyunları farklı gruplar halinde incelemiş burada tasniften çok,oyunların ayırıcı bir takım özelliklerini dikkatlere sunmaya çalışmıştır.Metin And'ın verdiği başlıklar şunlardır:

A)Ölüp Dirilme

B)Kız Kaçırma

C)Ölüp Dirilme + Kız Kaçırma

D)Günlük Yaşamdan Sahneler

E)Esnaflık Benzekleri

F)Tarımsal Oyunlar

G)Çoban Oyunları

H)Hayvan Benzetmeceleri

I)Efsane ve Masallardan Oyunlar

J)Şakalar ve Dilsiz Oyunları

K)Kukla

Metin And daha sonra hazırladığı Geleneksel Türk Tiyatrosu adlı eserinde kendisine ait olan bu tasnifi yetersiz bulduğunu şöyle açıklar:"Hemen belirtelim ki bu,bilimsel bir kümeleme olmaktan uzaktır.

Şöyle ki oyunların kimi işlevleri kimi konuları bakımından kümelenmiştir;ayrıca bir kümedeki oyun işlevi yada konusu bakımından bir başka kümeye de geçişebilmektedir.Böyle bir kümeleme uygulamasındaki kolaylık bakımından yapılmıştır."Metin And,bu eserinde de öncekinden biraz farklı olarak şöyle bir tasnif denemesi yapmıştır;

1)Kuttören ve Söylence Kaynaklı Oyunlar - Gerçekçi Oyunlar

2)Ölüp Dirilme ve Kız Kaçırma

3)Yılbaşı ve Yıl sonu Oyunları

4)Tarımsal Oyunlar - Çoban Oyunları

5)Hayvan Benzetmeleri

6)Dilsiz Oyunları- Kukla Şaka Oyunları

7)
Tek ve Çift İzlekli Oyunlar - Dizi Oyunlar

 

Bu konudaki en yeni tasniflerden biri de Nurhan Karadağ'a aittir.Karadağ'ın tasnifinde de fonksiyonlar ve biçimle ilgili özellikler aynı kümelemeye dahil edilmiştir:

A)Belirli günlerde oynanan töresel yada büyüsel oyunlar

B)Sadece eğlence için oynanan oyunlar

C)Müzikli ve danslı sözsüz oyunlar

D)Müzikli, danslı ve türkülü oyunlar

Bu kısa özetten sonra görüldüğü üzere seyirlik oyunlar konusuna eserleriyle değerli katkılarda bulunan bu bilim adamları ve araştırmacılar tasnif yaparken ya konuyu bir tek açıdan ele almayı yeğlemişler,yahut da aynı kümeleme içinde fonksiyon,konu,biçim,köken vb. farklı açılardan aynı anda göz önünde tutarak oyunların dahil olduğu grubu belirsiz hale getirmişlerdir.

Erzurum köy seyirlik oyunlarına gelince, aynı zorluk burada da geçerlidir.Bu nedenle oyunları bir tek tasnifle ortaya koymak yerine farklı açılardan değişik gruplandırmalara tabi tutmayı daha sağlıklı buluyoruz. Oyunları şu başlıklar halinde incelemek istiyoruz:

 

A)Oynanış Biçimine Göre:

1)Müzikli, danslı, sözsüz oyunlar

2)Müzikli, danslı, türkülü oyunlar

3)Törensel oyunlar

4)Sadece taklide dayalı oyunlar


B)Oynanma Zamanına Göre:

1)Belirli günlerde oynanan oyunlar :

a)Kış yarısı oyunları / b)Yağmur törenleri

2)Herhangi bir günle sınırlı olmayan oyunlar

C)Oyuncuların Cinsiyetine göre:

1)Kadınlar arasında oynanan oyunlar

2)Erkekler arasında oynanan oyunlar

3)Hem kadınlar, hem erkekler tarafından oynanan oyunlar

D)Oyuncu Sayısına göre:

1)Tek kişilik oyunlar

2)İki kişi ile oynanan oyunlar

3)Üç veya daha fazla oyuncunun yer aldığı oyunlar

 

İncelediğimiz oyunları kökenlerine ve fonksiyonlarına göre tasnif etmek de mümkün olabilirdi.Ancak,tamamen güncel olduğu zannedilen bazı oyunların çok eski kutsal törenlerin uzantısı olma ihtimali vardı.

Bunları ayıklamak ve sağlıklı sonuçlara ulaşmak başlı başına bir araştırmanın konusu olabilecek niteliktedir.Bu konuyu oyunların kaynakları bahsinde imkanlarımız ölçüsünde irdelemeye çalıştık.

Fonksiyon bakımından da oyunlar karmaşık bir durum arz ettiği için,Metin And'ın yukarıda kaydettiğimiz endişelerine paralel olarak gruplar arası geçişmelere neden olabilirdi. Bundan dolayı yaptığımız tasnifi düzenlerken oyunların fonksiyonlarını da göz önünde tutarak geniş bir açıdan konuya yaklaşmaya çalıştık.

 

A)Oynanış Biçimine Göre:

1)Müzikli, Danslı, Sözsüz Oyunlar:

Erzurum'da oynanan seyirlik oyunlardan bir kısmı müzik ve dans öğelerini kullanmakla birlikte bu sanat dallarını aşarak onu tiyatroya yaklaştıran tavır ve mimikleri de bünyesinde bulundurur.Böylece, bir şeyin yansılanması oyunun temel niteliği haline gelir.Erzurum barları içinde yer alan Turna ve Tavuk oyunları, bu grubun örneğini teşkil eder.

Son dönemlerde unutulmaya yüz tutan ve sahne düzenlemesiyle ortaya konulan oyunlar arasında yer alamayan Turna barını Erzurum'un Merkez Ortadüzü köyünde oturan Lütfü Dikici'den derledik.

Çok eski bir totem unsuru olarak oyunlara girdiğini iddia ettiğimiz turna, günümüzde de oyuncu için bir örnek teşkil etmiştir. Oyuncu, turna barını oynarken günlük hayatında görerek çok iyi bir dikkatle gözlemlediği turna adlı hayvanı taklit etmek için özen gösterir.

Lütfü Dikici'ye turnayı tanıyıp tanımadığını sorduğumuzda 'elbette tanırım' diyerek şu açıklamayı getirdi:"Turnalar ne hikmetse sabah namazı vaktinde öterek oynarlar.Boz bir hayvandır.Leylekten yüksektir.Çok güzel bir hayvandır.Sesi de çok güzeldir.Büyüklerimizden duyduğumuza göre turna yumurtladığı zaman bir gözünden irin,bir gözünden kan akarmış."

Şükrü Elçin,turnaların sabahları erken ve akşamları gün batarken olmak üzere suda iki defa raksettiklerini belirterek bu raksın turna barı için hareket noktası olduğunu iddia eder.

Mahmut Ragıp Gazimihal de folklor ürünlerinin oluşumunda coğrafya ve iklim şartlarının belirleyici unsurlar olduğu görüşünü savunarak Erzurum'da oynanan tavuk ve turna barlarını örnek gösterir.

Yakın çevresinde her zaman karşılaştığı turnanın hareketlerini izleyen oyuncu,gelenekten öğrendiklerini esas alarak turnayı taklit eden bir oyun ortaya koyar.Oyunda turnanın ötüşü,çiftleşmesi ve kanat çırparak uçuşu taklit edilir.Bütün bunlar müzik eşliğinde yapılır ve bir dans biçiminde sunulur.

Tavuk barında tavukların yüksek bir yerden aşağıya uçmadan önce birkaç kez çömelip doğrulamalarını taklit eden ilginç figürler vardır.İhsan Coşkun Atılcan,oyunun diğer adının Felek olduğunu belirterek bunun,henüz yumurtlamaya başlamamış tavuğun küçüğüne verilen ferik adından bozulmuş olabileceğini ifade eder.Yine Atılcan'ın belirttiğine göre Felek oyununun bir de türküsü vardır.Fakat oyun sırasında söylenmemektedir.Türkünün sözleri şöyledir:


Un eledim eleginen

İşim döner feleginen

Eşin gızlar mezerimi

Altın saplı küreginen

Un elerler pahır teşte

Felek benim derdim deşme

Gız oğlana meyil vermiş

Sevdalılar dile düşme

Un elerler ince ince

Felek sormaz halim nice

Yar peşinden gide gide

Felek sormaz halin nice


Müzikli, danslı, sözsüz oyunlardan bir diğeri de Dehlenk'tir. Oyunda garip bir kılığa girmiş kişinin gayet hareketli ve yorucu jest ve mimikler ortaya koyarak ağzına doldurduğu suyu seyircilerin üzerine püskürtmesi söz konusudur. Müziğin ritmine uygun olarak sergilenen komik biçimdeki oturup kalkmalar seyircilerin katılarak gülmelerine neden olur.Oyun, günümüzde bütün canlılığı ile yaşanmaktadır.

Erzurum'un özellikle merkeze bağlı köylerinde herkes tarafından bilinen dehlenk oyunu şehir merkezinde de genellikle düğünlerde sergilenir.Geleneksel boyutu ağırlık kazanan düğünlerin vazgeçilmez oyunu olmakla birlikte modern tarzdaki salon düğünlerinde da arzu edilmesi ve sergilenmesi oldukça ilginçtir.Bu noktada Erzurum insanının Avrupai diyebileceğimiz çağdaş uygulamaları geleneksel unsurlarla beslemeyi bir zorunluluk olarak kabul ettiği anlaşılıyor.

Sarı Zeybek oyunu da müzik eşliğinde oynanan sözsüz oyunlardandır.Oyunun konusu ile adı arasında bir yakınlık kuramadık.Ancak eşlik eden müziğin sarı zeybek havası oluşuyla izah edilmesi mümkün.Bu oyunda erkek ve kadın rollerini oynayan iki oyuncunun söz yerine mimiklerle anlaştıkları görülür.

Hamile bir kadını canlandıran oyuncunun oyun sırasında karnındaki çocuğu (bez parçalarını) düşürmesinden ibaret olan Çocuk Düşürme ve cüce görünümü kazandıran oyuncunun sergilediği Cüce oyunları,müzik,dans ve taklit öğelerini bünyesinde taşır.

Bunlardan çok farklı bir biçimde sunulan Bebek oyunu ise,yere sırt üstü yatan oyuncunun elinde bulunan kukla biçimindeki bebekleri müzik eşliğinde oynatması suretiyle sunulur.Oyunun Anadolu sahasındaki bazı varyantlarında bebeklerin karşılıklı konuşmaları da yer alır.

 

2)Müzikli, danslı, türkülü oyunlar

Bu gruptaki oyunlarda müzik eşliğinde sergilenen taklitle süslenmiş dansın yanında bir de türkü vardır. Hareketler, türkünün sözlerine ve müziğin ritmine göre biçimlenir.Erzurum'da bugüne kadar varlığını koruyabilen müzikli,danslı,türkülü oyunların en önemlilerinden biri Deli Kız'dır.

İki kişinin oynadığı oyunda evde kalmış sakat bir kız taklit edilir.Kız, kendisine gelen dünürcülerin vazgeçerek geriye dönmelerinin sebebini sorduğunda karşısındaki oyuncu fiziksel bir özrünü söyler.

Bu kez sakat kız rolündeki oyuncu özürlü olduğu söylenen organını göstererek örneğin ayağına abartılı bir biçimde topal görünümün kazandırıp "hani ya bunun topalı,topal bunun neresi "şeklinde cevap verir.İki oyuncu karşılıklı olarak dansı devam ettirirler.Zevkle izlenen oyunlardandır.

Tandıra Koydum Paçayı oyununda aile içi bir sorun gündeme getirilir.Kedi,kapağı açık bırakılan yemek dolu kabı devirmiş,bu durumun sorumlusu sayılan evin hanımı, kocası tarafından azarlanmıştır.

Oyunun türküsünde ifade edilen bu olay müzik ve dans eşliğinde dramatize edilir.Erzurum halk ağzında kediye pisik denilir.Çeyrek asır önce yapılan bir derlemede de pisik kelimesi geçmektedir:

 

Tandıra koydum paçayı

Üstüne örttüm keçeyi

Uykusuz ettim geceyi

Pisik değil bir hışım

Mevlaya kalmış işim

Ev yıkanın pisiği

Kadınlar arasında oynanan Çeşmeye vardım Ana oyunu ise, gönlünü bir delikanlıya kaptıran genç kız ile bu duruma itiraz eden anne arasında geçen konuşmalardan oluşur.Müzik,dans ve türkü öğeleri bir arada bulunur.Erzurum kadın barlarından olup bir takım günlük işlerin taklit edildiği Ağca Ferikler ile güvercin taklidinin yapıldığı Çift Beyaz Güvercin oyunları da bu gruba girer.

 

3)Törensel Oyunlar

Bu gruba giren oyunlarda herhangi bir olayın dramatize edilmesinden çok, bir şenlik söz konusudur. Oyuncu ve seyirci sınırının bütünüyle ortadan kalktığı oyunlar da bunlardır. Kış yarısı oyunları ile Bolbadik'te bir şenlik havası hakimdir.

Köyde genç-ihtiyar,kadın-erkek,çoluk-çocuk herkes kendini oyunun doğal ortamı içinde bulur,şenliğe katılır.Evlerinin önünde oyunu icra eden ekip, herkesi ilgilendiren bir şenliği gerçekleştirir.Şenliğin bünyesinde yer alan dramatik unsurlar ona seyirlik oyun kimliğini kazandırır.

Düğünlerde sergilenen Tilki oyununu da bu bakış açısıyla değerlendirmek gerekir.Düğün geleneğinin bir parçası olan ve dünürcü ile ev sahipliği yapan köylüler arasındaki şakalaşmayı esas alan bir eğlencedir.Ancak, isteksiz de olsa tilki rolüne sokulan kişinin asılması ve cezalandırılması,dramatik oyun olmasını sağlar.

 

4)Sadece Taklide Dayalı Oyunlar

Günlük hayattan alınmış herhangi bir olayın,durumun veya kişiliğin canlandırıldığı bu oyunlarda yansılama özelliği ön plana çıkar.Bu oyunlarda da müzik ve dans ögeleri yer alabilir ama, bunlar oyunda canlandırılan kişiliğin veya olayın muhtevası içinde ortaya konulur.

Er Bulunur Bar Bulunmaz ve Kadı oyunlarının müzikli, danslı bölümleri, bunun bariz bir örneğini oluşturur.Bu gruptaki oyunlarla çağdaş tiyatrodaki fars türü arasında bir yakınlık görülüyor. Güldürünün abartılı, gürültülü ve kaba bir biçimde sunuluşu,farstaki gibidir.Tipler herkesin bildiği genel tiplerdir. Bu tipler, durumun gülünç olmasına yarayan araçlardır. Seyirci, oyun kişilerini değil, durumlardan çıkacak sonucu merak eder.

Bu oyunlarda şapkalı,bıyıklı muhtarlar;kavuklu,tespihli hocalar;görücüye çıkan kızlar;acayip kılıklı berberler karşımızdadır.Burada seyirciyi ilgilendiren kişiler değil,o kişilerin yaptıklarıdır.Günlük hayattaki komik durumlar çok kaba çizgileriyle oyunlara sokulur, abartının sınırları öylesine zorlanır ki olmayacak şeyler sergilenir.

Berber oyununda berberin bir müşteriyi bırakıp diğerine giderken ortada dans etmesi,İmam oyununda imamın hakemlik yaptığı esnada davacı kızlara aşık olup onlarla kol kola yürümesi, Kalaycı oyununda kalaycının kendi anne ve babasının ölümüne kayıtsız kalması gibi durumlar izlendiği zaman seyirciye mantıksız gelmez.

Bu oyunlarda insanların en tipik özellikleri hayal gücünün de yardımıyla abartılarak sunulur.Seyirciyi sıkmadan,belli bir olay zincirini izleme gerginliğini yaşatmadan onu eğlendirir.

Er Bulunur Bar Bulunmaz oyununda hanımının düğün evinde olduğunu öğrenen adam oraya geldiğinde karısıyla birlikte dansa katılır.Halbuki bu oyunun ortaya konulduğu yörenin geleneklerine göre kadınların eğlendikleri esnada erkekler bu eğlenceye katılamazlar.Burada günlük hayattaki uygulama ile oyunda olayın sunuluş biçimi çelişkilidir.Buna rağmen seyirciler çelişkinin sebebini araştırmazlar.

 

B)Oynanma Zamanına Göre

1)Belirli Günlerde Oynanan Oyunlar

Erzurum köy seyirlik oyunlarından bir kısmı, her istendiğinde sergilenebilecek özelliklere sahip değildir. Bu oyunlar, belirli günlerde ortaya konulurlar. Elimizdeki bu türden oyunları şöyle sıralayabiliriz:

a)Kış Yarısı Oyunları

Erzurum köylüsü tarım ve hayvancılığı başlıca geçim kaynağı olarak görmüş,hayatını buna göre düzenlemiştir.Yağmur, kuraklık gibi birtakım tabiat olayları;yaz,kış gibi mevsim değişiklikleri;koç katımı, kuzuların anne karnında tüylenmeleri ve döl gibi hayvanlarla ilgili bazı önemli günler,köylünün hayatını düzenleyeceği bir takvim edinmesini, yılın belirli günlerinde ortaya çıkan doğal olayları bilmesini zorunlu hale getirmiştir.

Bu tür olaylar sadece Erzurum'da veya Türkiye'de değil,dünyanın her yerinde tarım ve hayvancılıkla uğraşan toplulukların ilgi odağı durumundadır.Mitolojik kaynaklara inildiğinde bu konudaki inanç ve uygulamaların insanlık tarihi kadar eski olduğu görülür.

İnsanlar, tarihi boyunca farklı takvimler, zaman ölçüleri kullanmışlardır.Bunların zamanla değişikliğe uğramasına rağmen,yıl mefhumu hiçbir zaman değişmemiştir."Türklerdeki halk takvimine göre bir yıl iki ana bölüme ayrılmaktadır.Hıdırellez gününden ( 6 Mayıs) 8 Kasıma kadar süren devre 186 gün olup 'hızır günleri' adıyla anılmaktadır.

Bu dönem genellikle yaz mevsimine tekabül etmektedir.8 Kasımdan 6 Mayısa kadar süren ikinci devre kış devresi olup 'kasım günleri' olarak adlandırılmakta ve 179 gün sürmektedir.

Kıştan yaza geçilmesi,soğuğun,durgun ve verimsiz mevsimin bitip sıcağın,bolluğun verimliliğin gelmesi,birtakım kutlamalara,toplu eğlencelere sebep teşkil etmiştir.Böylece,tarımla uğraşan toplulukların insan tabiat ilişkisine önem verdiklerini görüyoruz.Hatta yılı on iki aya bölen halk düşüncesi,her aya bariz özelliğine göre ad vermiştir.

Hayvancılığın yoğun olduğu Erzurum yöresinde önemli günlerden bir kısmı da hayvanlarla ilgilidir.Son yıllarda giderek zayıflayan ve kaybolmaya yüz tutan koç katımı törenleri,bunlardan biridir.İklim şartlarına göre bölgeler arasında farklılık arzeden koç katımı Ekim ayının son günleri veya Kasımın ilk günlerine rastlar.

Koç katımından yüz gün sonra kuzunun anne karnında tüylendiğine inanılır. Ve bu dönemde bolluk bereket getirmesi için çeşitli törenler yapılır.Azeri ve Anadolu sahasında saya adıyla bilinen bir uygulama Erzurum'da davar yüzü adını alır.Horasan ilçemizin Mollamelik köyünden tespit ettiğimiz şekliyle bu günlerde köyün gençleri toplanarak deve yaparlar,kapı kapı dolaşarak topladıkları yiyecekleri toplu halde yer, eğlenirler.

Bütün bunlar, tarım ve hayvancılıktaki bazı önemli günlerin halk takviminin oluşmasında belirleyici rol oynadıklarını gösteriyor.Ancak,bugün dünyada ortaya çıkan teknik gelişmeler,insanları gözlemleriyle günlük hayatlarını düzenleme alışkanlığından vazgeçirerek deneysel verilere dayanan ilmi ölçüleri kullanmaya zorlamıştır.Son yüzyılda, özellikle Cumhuriyetten sonra Türk toplumu bu teknik değerleri daha çok benimsemiş ve zamanla özümsemeye çalışmıştır.

Böylece, ülke genelinde geçerli olan saat ve takvim gibi zaman ölçüleri, geleneğin devam ettirdiği gözleme dayalı yöntemin önüne geçmiştir.Örneğin çiftçilikle uğraşan bir köylü,akşamdan gökyüzüne bakarak bir sonraki günün hava durumunu tespit etmek yerine,meteoroloji verilerini aktaran iletişim araçlarını izleyerek bu ihtiyacını temin yoluna gitmektedir.Yani insanımız tabiatla olan hissi diyalogunu azaltarak teknoloji ile bütünleşme yolunda mesafe almaktadır.

Bu gelişmeler,köylünün geleneksel halk takvimiyle çağdaş uygulamaları birleştirmesine zemin hazırlamış, böylece kış yarısı şenlikleri eski yılın sona ererek yeni yılın başladığı Ocak ayının ilk haftasına kaydırılmıştır.

Yani,daha önce yapılan koç katımı, koyun yüzü, döl, nevruz,hıdrellez vb. özel anlama sahip günlerdeki birbirine benzer eğlenceler kış mevsiminin ortalarında toplanmış, önceki fonksiyonlarını azaltarak yıl sonu veya yıl başı olarak bilinen döneme münhasır kalmıştır.

Hatta şu anda kullandığımız Gregoryen takvimi ile Julian takvimi arasındaki on üç günlük farkı da dikkate alan köylü 13 Ocak'ı yılın son günü kabul etmiş ve o gün yeni yıl şenliklerini gerçekleştirmiştir.

Köylülerin eski hetap adını verdikleri bu uygulamanın on beş yirmi yıl öncesine kadar Erzurum köylerinde mevcut olduğu tespit etmiş bulunmaktayız.Son yıllarda ise bu uygulamalar tümüyle terk edilerek kış yarısı törenleri 31 Aralık'ı 1 Ocak'a bağlayan gecede icra edilir hale gelmiştir.

Çalışmamızda ele aldığımız oyunlar arasında Erzurum il merkezinden ve Tortum-Cihanlı köyünden derlenen Deve,Aşkale'nin Pırnakaban köyünden tespit edilen Fattik,Şenkaya - Gözebaşı köyünde sergilenen Yılbaşı Eğlencesi,Pazaryolu-Göztepe köyünde ortaya konulan Kocaman ve Hınıs Yazbaşı köyünde oynanan Yılbaşı oyunları bu gruba girer.

Farklı köylerde küçük değişikliklerle sunulan kış yarısı oyunlarının ortak tarafı ölüp dirilme ve kız kaçırma motiflerine yer vermeleridir. Bir kısmında deve ve ayı oynatılması söz konusudur.Cihanlı köyünde devenin yapılışı şöyledir;biri önde diğeri arkada olmak üzere iki kişi,üç dört metre uzunluğundaki merdiveni omuzlarına oturturlar,merdivenin orta yerine horgüç görevi yapmak üzere bir sepet konulur.

Bunların üstüne bir örtü kapatılır.Öndeki kişi, önceden hazırlanan iki metre uzunluğundaki ağaç parçasına bağlı deve başını eliyle tutar.Arka kısma bir kuyruk yapılır.Merdiveni taşıyan iki kişi yürümeye başlar.Öndeki oyuncu devenin başını sağa sola sallar.Bazen seyircilere kafa vurur.Devenin başına bağlı olan ipten tutan deveci oyunu yönlendirir.Deve başının elde edilmesi için de ağız kısmı açılıp kapanacak şekilde iki ayrı odun parçası birleştirilir. Üstü koyun derisi ile örtülüdür.Yuvarlak ayna parçalarından göz yapılır.Boyun kısmına zil,püskül,boncuk asılır.

Hazırlık safhası oldukça uzun süren devenin ortaya çıkmasından sonra oyuncular sokakta müzik eşliğinde dans ederek eğlenirler. Sırayla evleri dolaşırlar. Evlerden kendilerine verilen yiyecekleri biriktirirler.Akşam bir araya gelerek yemek yaparlar. Yiyeceklerden bir kısmının satılıp bir koyun satın alınması ve kebap yapılması yaygındır.

Bu gösteriler üç aşamada gerçekleşir:

1)Çalgı eşliğinde dans, taklit ve karşılıklı konuşmalar

2)Bahşiş alma

3)Toplu yeme- içme, eğlenme.

 

b)Yağmur Törenleri


Çalışmamızda Bolbadik adıyla sunduğumuz,ama Erzurum'un farklı yerleşim birimlerinde başka adlarla da anılan oyun,yağmur yağmadığı kurak günlerde çocuklar veya gençler tarafından sergilenir.

Bu oyunda da kapı kapı dolaşarak yiyecek toplama ve toplu eğlence söz konusudur.Kış yarısı oyunlarında olduğu gibi,takvime bağlı kalınarak mutlaka yılın belli bir gününde yapılması zorunlu değildir.Erzurum'da yağmura ihtiyaç duyulan aylar genellikle Mayıs - Haziran aylarıdır.Bu dönemde yağmur yağmazsa böyle bir yola baş vurulabilir.

2)Herhangi bir Günle Sınırlı Olmayan Oyunlar

Yukarıda sıraladığımız oyunların dışında kalanlar bu gruba girerler. Bu oyunlar çoğu kez düğünlerde ortaya konulur. Kış aylarında da köy oturma odalarının alışılmış eğlenceleri arasında yer alırlar.

 

C)Oyuncuların Cinsiyetine Göre :

1)Kadınlar arasında oynanan oyunlar

Erzurum yöresinde kadınlar tarafından oynanan oyunlar sayıca fazla olmasına rağmen, kadın toplantılara girme imkanı bulamadığımız için yazılı kaynaklardan yararlandık. Bu oyunlardan Çeşmeye Vardım Ana'yı bizzat derledik. Gelin Bayıldı ve Süpürge oyunlarını öğrencilerimiz tespit etti.

Bu gruptaki diğer oyunlar da şunlardır: Fal (1), Çocuk Düşürme, Cüce, Kambur, Osman Gider Oduna Çarığı Balgar Buduna, Keşgem (1), Keşgem(2), Kişi, Hoca Hoca, Kuma, Ağca Ferikler.

2)Erkekler arasında oynanan oyunlar

Acem, Alaca-Karaca, Aşık, Ayı, Bebek, Berber, Boncuk, Bostan, Çoban, Çocuk Okutma, Dam Üstü Örtmek, Davar Otarmak, Değirmen, Dehlenk, Deve (1,2,3),Doktor, Enişte, Fal (2), Fattik, Gıdik Satma, Göç, Gürzali, Hacı, Haksızlık, Hırsız, Islıkla Kaldırma, İmam, Kabadayı, Kadı (1,2) , Kalaycı, Kaz Otarma, Keleş, Kız, Kirpi Tutma, Kocaman, Köylü Kadınlar, Nalbant, Natır, Nazar, Nişanlıyı Görme, Öküz Kesme, Pamuk Eğirme, Sarhoş, Sarı Zeybek, Tarla Bölme, Tezek Toplama, Tilki,  Turna Barı, Turşu Satma, Tuz, Ustam Bilir, Yılbaşı, Yılbaşı Eğlencesi, Yıldız Gösterme.

 

3)Hem kadınlar hem erkekler tarafından oynanan oyunlar

Bu oyunlardan Bolbadik, çocuklar arasında oynandığında kız - erkek karışık olarak sergilerler. Bazen de ilk gençlik yıllarındaki erkekler ortaya koyarlar. Daha ileri yaşlardaki erkekler bu oyunda görev alamazlar. Deli Kız, Er Bulunur Bar Bulunmaz, Kürdün Kızı ve Tandıra Koydum Paçayı oyunları hem erkekler hem kadınlar arasında oynanır.

 

D)Oyuncu Sayısına Göre

1)Tek Kişilik Oyunlar

Bebek,Cüce,ÇocukDüşürme,Dehlenk,Pehlivan,Tandıra Koydum Paçayı.

2)İki Kişilik Oyunlar

Deli kız,Fal (2),Islıkla Kaldırmak,Sarhoş,Sarı Zeybek,Turna Barı,Ustam Bilir,Yıldız Gösterme.

3)Üç Veya Daha Fazla Oyuncunun Yer Aldığı Oyunlar

Yukarıda aldığımız oyunların dışındaki tüm oyunlarda üç veya daha fazla oyuncu görev alır.

MİHMANDAR  
 


 
Reklam  
   
 
 
 
14.11.2007 tarhinden bu güne kadar 130466 ziyaretçi (360223 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=



   En iyi 10 türk filmi  -  2007-2008 sezonu D.T. Oyunları  -  canlı film izle  -  Oyun Metinleri  -  Tiyatro terimleri  -  Kelebeğin Kalbi  -  Tiyatro Siteleri 

 Ana Sayfa Haberleri  -  Usta Tiyatrocular  -  SİTENİ EKLE  -  Banner ekle  -  Sayaç  -  Namaz Vakitleri 

SUFLOR Bir Kültür ve Sanat Sitesidir  ______________________________ Copyright © SUFLOR.TR.GG - Telif Hakları Adnan KUŞ.' a Aittir.________________________________ 14 / KASIM / 2007


Bir kişinin veya bir eserin bu sitede bulunması, bu siteyi hazırlayanların bu kişiyi desteklediği anlamına gelmez. Bu sitenin amacı bu eserleri kullanıcılarının değerlendirmesine sunabilmektir. Sahibinin herhangi bir isteği olursa, eser siteden derhal kaldırılacaktır.