tiyatrom kardelen
PAYLAŞMAK GÜZELDİR  
  ANA SAYFA
  MÜZİĞİM
  TİYARO TARİHİ
  TİYATRO TERİMLERİ
  DİKSİYON EĞİTİMİ
  SES EFEKTLERI
  TİRATLAR
  OYUN METİNLERİ
  TIYATRO KITAPLARI
  GELENEKSEL OYUNLAR
  ORTAOYUNU VE KARAGÖZ
  NASREDDİN HOCA
  BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ
  PORTRELER
  EBRU SANATI
  EBRU SANATI VİDEOLARI
  USTA ELLER
  ATATÜRK'E GÖRE...
  YAZARLARDAN
  ŞİİRLER
  LÜTFEN OKU
  => QUR'AN OKU VE DİNLE
  => QUR'AN ZİYAFETİ
  => nasihat
  => alak suresi
  => kalem suresi
  => fatiha suresi
  => müzzemmil suresi
  => müddessir suresi
  => leheb suresi
  => tekvir suresi
  => Ala suresi
  => kevser suresi
  => tekasur suresi
  => ihlas suresi
  => yasin suresi
  => SIGARA
  => SIGARA2
  => sıgara3
  => sıgarabanner
  RESİMLER
  KELEBEĞİN KALBİ
  FİLM İZLE
  TUGRALAR
  2007-2008 SEZONU DT.OYUNLARI
  EN İYİ 10 TÜRK FİLMİ
  TİYATRO SİTELERİ
  ANA SAYFA HABERLERİ
  USTA TİYATROCULAR
  TÜRK HALK MÜZİĞİ ÇALGILARI
  NAMAZ VAKİTLERİ
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  ZİYARETÇİ SAYISI
  Gönül Dostları.. SİTENİZİ EKLEYİNİZ
  BANNERLERİMİZ
Ne yapsalar boş........................
göklerden gelen bir karar vardır
müddessir suresi








Mekke, 04

MÜDDESSİR SURESİ

Sevgili Çocuklar!

Örtüye bürünen demek olan Müddessir kelimesi ile başladığı için bu adı almıştır. Surenin ilk ayetlerinde Peygamberimiz'e yol gösterilmiştir. Ayetlerin açıklaması şöyledir:

Peygamberimiz, Nur dağındaki Hira mağarasında ilk olarak Melek Cebrail ile karşılaştığı zaman çok sarsılmış, korkmuş, başını elbisesi ile örterek adeta kendini gizlemişti. Melek O'na Allah'ın habercisi olduğunu, bundan böyle Allah tarafından gönderilen haberleri getirip bildirmeye devam edeceğini söylemişti. Fakat daha sonra vahiyler uzunca bir süre gelmemişti. Peygamberimiz meleği gerçekten görmüş ve ilk vahiyleri gerçekten almış olup olmadığı konusunda şüpheye düşmeye başlamıştı. Acaba aldanıyor muydu? Aldanıyor olabileceği ihtimali kendisini yiyip bitiriyordu. Hiçbir şeyden tadalmaz olmuştu. Ailesi ile bile yeterince ilgilenemiyordu. Ne yapabilirdi?
Böyle sıkıntılar içinde kendini örtmüş, herkesten uzaklaşmış bir halde beklerken, Melek "Lime"Cebrail yeniden görünmüştü. Meleğin ilk sözünün "Ey örtüye bürünen'" oluşunun sebebi buydu. Bu hitaptan sonra ona, artık harekete geçmesi, kalkıp, insanları Allah'a iman konusunda uyarması bildiriliyordu. Peygamberlik görevi henüz yeniydi. Bir Peygamber nasıl çalışır, öğrenmesi gerekliydi. Peygamber kalkmalı, tertemiz giyinip kuşanmalı, kötü şeylerden uzak durmaya devam edip iyilikleri çoğaltmalıydı. İyilikleri çoğaltmalı, fakat onları hiç bir zaman çok görerek, kimsenin başına kakmamalıydı. İnsanlar iyiliklerin değerini bilmeyebilirlerdi. Bu yüzden iyilik yapanların kötülükle karşılaşması mümkündü. Böyle durumlarda sabretmeliydi. Çünkü nasıl olsa, sura üflendiği gün, yani Kıyamet gününde her şey açıkça ortaya çıkacak, bugün inkar etmekte olanlar o zaman kaçacak bir yer bulamayacaklardı.
Sevgili Çocuklar, Qur'an ayetleri, her surede iki konu üzerinde tekrar tekrar durmuştur. Bunların birincisi Allah'ın birliğine inanmaktır, ikincisi de iyi işler yapmaktır. Allah bu dünyayı ve diğer bütün şeyleri boş yere yaratmamıştır. Varlık bir hedefe yöneliktir. Var olan her şey, varlığın bu hedefi doğrultusunda çalışmalıdır. Belirlenen doğrultuda çalışmayanlar, tekrar dirilme gününde eleneceklerdir. Onlar o gün pişman olacak, geri dönüp iyilikler yaparak yeniden yaşamak isteyeceklerdir, fakat bu mümkün olmayacaktır.
Bazı insanlar ise "Allah isteseydi bizler inanırdık" demişlerdir. Şüphesiz, Allah bütün insanların kayıtsız, şartsız, zorla inanmasını isteseydi, onları öyle yaratırdı ki, hiç bir şeye hayır diyemez, her şeyi düşünmeksizin kabul ederlerdi. Fakat o şartlar altındaki insanlar bizler olmazdık, başka yaratıklar olurduk. Biz insanlar düşünebiliyoruz, evet de diyebiliyoruz, hayır da. Bunun için inancımız değerlidir, inanmamız da o kadar suçtur.
Surelerde sık sık tekrarlandığı gibi bu surede de iki ayrı ayette Qur'an'ın bir öğüt olduğu bildirilmiştir. Fakat insanlardan dileyenler öğüt alır. Pek çok kimse ise öğüt almaz. Bazı kimseler de, düşünürler, doğruyu yanlışı ayırdederler, inanılması gerekeni seçebilirler, yani onlar akıllı ve kabiliyetlidirler... Fakat bağlı oldukları gruplar, yönetimler, milletler sebebi ile fikirlerini değiştirmeyi istemezler, değiştirmek işlerine gelmez. Değiştirirlerse gruplarının dağılacağını, karşı grubun güçleneceğini düşünürler. Böylece doğruyu yanlışa feda ederler. Surede bu türlü kimselere de bir örnek verilmiştir. Velid isimli inatçı bir kimse vardı, çok zengindi. Ailesi çok hırslı idi, mala, mülke, paraya doymazdı. Hep daha çok olsun isterdi. Peygamberimiz mü'minler için cennetin zenginliklerini anlattıkça Velid şöyle diyordu: "Eğer Muhammed'in söyledikleri doğru ise Cennet tam benim için yaratılmış bir yer!"
Velid bir gün Peygamberimiz'i Qur'an okurken dinlemiş, çok etkilenmişti. Çünkü Velid, söz sanatından anlayan, sözün gerçeğini sahtesinden ayırdecebilecek kadar kültürlü olan birisiydi. Taraftarlarının yanına gelince fikrini onlara söyledi, dedi ki:
-Muhammed'i dinledim. Dinlediklerim şimdiye kadar bildiklerime ve duyduklarına hiç benzemiyor. O'nun söylediklerinde, insanı derinden sarıp etkileyen bir güç var. Muhammed'i yenmek mümkün olmayacaktır. Onu kendi haline bırakın!
Velid gibi güçlü ve itibarlı birinin böyle konuşması, hiçbirinin hoşuna gitmemişti. Velid de böyle konuşursa artık bütün Kureyş elden gider, demişlerdi. Sonra hep birlikte Velid'i sıkıştırmışlardı.
-Muhammed sana birşeyler vadetmiş olmalı. Böyle ise bize söyle, aramızda para toplar, onun vadettiği şeyi biz sana veririz, demişlerdi.
Velid bu söze kızmıştı:
-Benim zenginliğimi herkes bilir. Benim kimsenin vereceği bir şeye ihtiyacım yoktur" demişti.
-Öyleyse Muhammed hakkında öyle bir şey söyle ki, bize yardımı olsun! demişlerdi.
Velid düşünmüş, düşünmüş sonra şöyle söylemişti:
-Muhammed'e deli diyemezsiniz, şair veya yalancı da diyemezsiniz. Olsa olsa şöyle söyleyebilirsiniz: Bunlar ilahi sözler olamaz, sihirlidirler ve insan sözüdürler.
Surede Kıyamet gününde Velid'in karşılaşacağı güçlük, "sarp bir yokuşa sarmak", olarak ifade edilmiştir. Öyle bir yokuş ki, elini, değirdiği yer dağılıp dökülür, ayağını değdirdiği yer, kayar oyulur. Nihayet yokuşu aştığında ateşe atılır. Ateşin ne olduğu ise öyle anlatılmıştır ki, o bizim bu dünyada tanıdığımız ateşe pek benzememektedir. Ateşin bulunduğu yer olan cehennem "büyük olaylardan biri" olarak anlatılmıştır. İnsanlardan cennete gidenlerle cehenneme gidenler arasındaki konuşmalardan örnekler verilmiştir. Ayetlerin açıklaması şöyledir:

"Aya, dönüp gelen geceye, ağaran sabaha andolsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanları uyarmak üzere anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir. herkes kazancına bağlanmış bir rehinedir." (Ayet 32-38)

Hepimizin kazancımıza bağlı rehineler oluşumuzu anlayabiliyor musunuz? Rehine bırakılan mal, ancak sahibi yeterli parayı kazanıp karşılığını ödediği zaman kurtulabilir. Bizler de eğer iyilikler yaparak kazancımızı çoğaltırsak kendimizi rehin olmaktan kurtaracağız. Dünya hayatının sonunda bağımsız, mutlu bir hayata kavuşacağız.
Dünya hayatını iyi tanımalı, ondaki imkanlardan yararlanarak kabiliyetlerimizi geliştirmeliyiz.
Qur'an okurken, ondaki örnekleri, dünyadaki örnekler ile aynı sanmamalıyız. Onlar sedece benzetmelerdir. Kıyamet gününde yeniden yaratılmada ve Ahiret hayatında her şeyin bambaşka olacağını unutmamalıyız.
MİHMANDAR  
 


 
Reklam  
   
 
 
 
14.11.2007 tarhinden bu güne kadar 133067 ziyaretçi (364943 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=



   En iyi 10 türk filmi  -  2007-2008 sezonu D.T. Oyunları  -  canlı film izle  -  Oyun Metinleri  -  Tiyatro terimleri  -  Kelebeğin Kalbi  -  Tiyatro Siteleri 

 Ana Sayfa Haberleri  -  Usta Tiyatrocular  -  SİTENİ EKLE  -  Banner ekle  -  Sayaç  -  Namaz Vakitleri 

SUFLOR Bir Kültür ve Sanat Sitesidir  ______________________________ Copyright © SUFLOR.TR.GG - Telif Hakları Adnan KUŞ.' a Aittir.________________________________ 14 / KASIM / 2007


Bir kişinin veya bir eserin bu sitede bulunması, bu siteyi hazırlayanların bu kişiyi desteklediği anlamına gelmez. Bu sitenin amacı bu eserleri kullanıcılarının değerlendirmesine sunabilmektir. Sahibinin herhangi bir isteği olursa, eser siteden derhal kaldırılacaktır.