tiyatrom kardelen
PAYLAŞMAK GÜZELDİR  
  ANA SAYFA
  MÜZİĞİM
  TİYARO TARİHİ
  TİYATRO TERİMLERİ
  DİKSİYON EĞİTİMİ
  SES EFEKTLERI
  TİRATLAR
  OYUN METİNLERİ
  TIYATRO KITAPLARI
  GELENEKSEL OYUNLAR
  ORTAOYUNU VE KARAGÖZ
  NASREDDİN HOCA
  BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ
  PORTRELER
  EBRU SANATI
  EBRU SANATI VİDEOLARI
  USTA ELLER
  ATATÜRK'E GÖRE...
  YAZARLARDAN
  ŞİİRLER
  LÜTFEN OKU
  => QUR'AN OKU VE DİNLE
  => QUR'AN ZİYAFETİ
  => nasihat
  => alak suresi
  => kalem suresi
  => fatiha suresi
  => müzzemmil suresi
  => müddessir suresi
  => leheb suresi
  => tekvir suresi
  => Ala suresi
  => kevser suresi
  => tekasur suresi
  => ihlas suresi
  => yasin suresi
  => SIGARA
  => SIGARA2
  => sıgara3
  => sıgarabanner
  RESİMLER
  KELEBEĞİN KALBİ
  FİLM İZLE
  TUGRALAR
  2007-2008 SEZONU DT.OYUNLARI
  EN İYİ 10 TÜRK FİLMİ
  TİYATRO SİTELERİ
  ANA SAYFA HABERLERİ
  USTA TİYATROCULAR
  TÜRK HALK MÜZİĞİ ÇALGILARI
  NAMAZ VAKİTLERİ
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  ZİYARETÇİ SAYISI
  Gönül Dostları.. SİTENİZİ EKLEYİNİZ
  BANNERLERİMİZ
Ne yapsalar boş........................
göklerden gelen bir karar vardır
Ala suresi








Mekke, 08

A'LA SURESİ

Sevgili Çocuklar!

Allah'ın yüce adı "A'la" ile başladığı için bu adı almıştır.
A'la, yüksek, yüce, yüceler yücesi demektir. Günlük konuşmada bazı hallerde, ala, pekala deriz. Büyüklerimizin bu kelimeyi kullanarak konuştuklarını işitmişinizdir. Pek güzel, pek iyi, üstün derecede, beğenilmeye layık anlamlarında sıfat olarak kullanılır.
A'la, Allah'ın ismi ve sıfatı olarak kullanılınca, özel bir isim ve sıfat olur. Büyükler büyüğü, yüceler yücesi anlamlarına gelir. Allah'ın, bu anlana yakın bir ismi daha vardır. Hatırlayacaksınız: Azim. Azim de, büyükler büyüğü, yüceler yücesi demektir.
Qur'an'ı Kerim'de Yüce Allah'ı Azim ve A'la isimleri ile anmamız öğütlenmiştir. Azim ismi ile anma öğüdü vahyolunduğu zaman, Peygamberimiz mü'minlere, "bunu namaz kılarken, rukua vardığınızda, yani eğildiğinizde yapın," demiştir. A'la ismi ile anma öğüdü geldiğinde de, bunu secdede de yapın, demiştir.
Namaz kılmayı öğrendiyseniz veya namaz kılanları izlediyseniz, onların, eğildikleri sırada "Subhane Rabbiyel Azim", yatıp secdeye vardıklarında da "Subhane Rabbiyel A'la" dediklerini farketmişsinizdir. Eğilince "Büyükler büyüğü Allah her türlü eksiklikten uzaktır" diyoruz, secdeye varınca da "Yüceler yücesi Allah her türlü eksiklikten uzaktır" diyoruz.
Namaz zaten bütünü ile, Allah'ın büyüklüğünü, yüceliğini kabul ettiğimizi, O'na inandınımızı belirttiğimiz özel bir davranış biçimimizdir. Cemaat ile namaz kıldığımızda, Allah'a inancımızı ve O'na bağlılığımızı hep birlikte belirtiriz. Yalnız kıldığımızda, bunu yalnız başımıza yaparız.
Peygamberimiz Bayram ve Cuma namazlarında A'la suresini okumayı severdi. Çünkü surenin ilk ayeti, Yüce Allah'ı övmeye, O'nu yüceltip, her türlü eksiklikten uzak bilmeye çağırmaktadır. Namazda ve özellikle cemaatle kılınan namazlarda yapılması gereken de zaten budur.
Surenin ilk ayetinde "Yüce Rabbinin adını an!" denildikten sonra, Rabbın yüceliklerinden örnekler verilerek hatırlatmalar yapılmıştır. Ayetlerin açıklanması şöyledir:

"O, yaratmıştır ve şekil vermiştir.
O, herşeyi ölçü ile yapmış ve doğru yolu göstermiştir.
O, yeşillikler bitirmiş, sonra o yeşillikleri siyah çerçöpe çevirmiştir."
(a.2-5)

Sevgili Çocuklar,
Bu ayetlerdeki ana fikir, insanın düşünmesi ve bilmesi gereken bilgi, yüceler yücesi Allah'ın yaratıcı, şekillendirici ve doğru yolu gösteren oluşudur. Yüce Allah insanı ve diğer bütün yaratıkları, bir şekilde, bir programla ve belli yeteneklerle yaratmıştır. Küçüklük ve büyüklük, ağırlık ve hacim, renk ve görüntü, tad ve korku, tavır ve tutum gibi farklılıklara rağmen her şey birbiriyle uyum içindedir. Allah hepsini, ihtiyacını birbirinden elde ettirecek bir düzen içinde, koruyup gözetmektedir. En zayıf ve güçsüz görünen bir örümcek, bir karınca bile, kendi içlerinde ne kadar güçlüdürler.
Bununla birlikte her şey sonludur. Doğma, büyüme ve olgunlaşma devrelerini, bize bozulma ve çürüme gibi görünen başka devreler izler. Aslında bozulma ve çürüme kurallarını gereğidir, kural dışı değildir. Yaprakların ve çiçeklerin görevlerini bitirdikten sonra sararıp karararak gübreleşmesi, gerçekte onların görevlerinin bittiğini göstermemektedir. Onlar gübreleşerek, yeni ve taptaze hayatları beslemeye hazırlanmaktadırlar.
Suredeki "O yeşillikler bitirmiş, sonra o yeşillikleri siyah çerçöpe çevirmiştir" ifadesi, bize bu gerçeği anlatmaktadır.
Hayatı ortaklaşa yaşıyoruz ve onu başka yaratıklarla paylaşıyoruz. Bu yüksek bilgiler bize vahiylerle ve Peygamberimiz aracılığı ile verilmiştir. Surede şöyle belirtilmiştir:

"Ey Muhammed, sana Qur'an'ı biz okutacağız ve sen onu asla unutmayacaksın"(Ayet 6)

Sonra bilgilerin insanlara ulaştırılması ile ilgili prensipler öğütlenmiştir. Öğütlerin ulaştırılmasında en çok dikkati edilecek prensip, öğüdün fayda vermesidir. Ayetin anlamı şöyledir:


"Faydalı olacaksa, insanlara öğüt ver. Allah'tan korkan öğüt alacaktır. Şanslarını kullanmak istemeyenler ise ondan kaçınacaklardır." (Ayet 9-11)

Sevgili Çocuklar, bilgiler bize iki yolla ulaşır:
1- Vahiy yolu ile; Peygamber aracılığı ile
2- İnsanlara verilmiş kabiliyetlerin kullanılması ile.

Eğer insanlara, yaratılışta verilmiş insanlık programı ve insanlık kabiliyetleri olmasaydı, insanların vahiyleri anlamaları ve kabul etmesi mümkün olur muydu?
İnsanlar kabiliyetlerini kullanırlarsa, programları doğrultusunda gelişirler, mükemmelliğe doğru yürürler. İnsanların çoğunluğu bunu yaparlar. Dikkat ediniz, pek azımız hariç, hepimiz doğruluktan, güzellikten, iyilikten, gerçekten yanayızdır. Yanlışlığı, çirkinliği, kötülüğü, gerçekdışılığı kabul etmek istemeyiz.
Mükemmelliğe giden yol, Allah'ın'ın yoludur. Allah'ın yolu hem çok kolaydır, hem çok zordur. İnsanca yaşayıp değerli olanı koruduğumuz sürece, kolaydır. Bir kere bozulma başlayıverirse, işte o zaman zorluk başlar. Bozulma, kendi kendini hızlandırır ve sahibinin iyiye dönme şansını alıp götürür. Qur'an'daki "şanssızlar, bedbahtlar" deyiminin anlamı budur.
Kendini arındıranlar, iyilik, çalışkanlık ve ibadetle kendini geliştirenler, kabiliyetlerini kullanan şanslılardır.
Sevgili Çocuklar, bir insanın ortaya atılarak Peygamber olduğunu, Allah'tan aldığı vahiyleri insanlara bildirmekle görevlendirildiğini söylemesi kolay kabul edilir bir olay değildir. Zaten bu olay tarih içinde kolay kabul edilmemiştir.
Yine de insanların çoğunluğu, Peygamberlik olayını ve Peygamberlerle gelen vahiyleri kabul etmişlerdir. Bugün de böyledir. Dünyadaki insanların büyük bölümü vahye inanmaktadır. Bu nasıl oluyor acaba? İnsanlar kendileri gibi bir insanın Allah'tan vahiy alabildiğini nasıl kabulleniyorlar?
Peygamberlere bildirilen bilgiler ve haberler, aslında, bütün insanların kalplerinde ve beyinlerinde, yaratılıştan var olanlarla uyum halinde oluyor da ondan. İnsanlar, unuttukları veya dillerinin ucunda olup da söylemedikleri gerçekleri tanıyorlar. Gerçekler, çağlar boyunca öz olarak hep aynıdırlar. sadece söyleniş ve uygulanış biçimleri, zamana göre değişmektedir.
Bizler ebedi ve ezeli denilenin başlangıçtan sonsuza kadar geçerli olanın, gerçekten değerli olanın, bizim anlayışımıza göre yeniden söylenilişini işittik ve bizler de onu söyleyebilir hale geldik mi, sonsuzca mutlu oluyoruz. İnanmanın verdiği coşkunluk işte buradadır.
Suremizin sonunda şöyle bir genelleme yapılmıştır:

"Doğrusu bu hükümler, Peygamberlere verilen ilk bilgilerde, İbrahim'e ve Musa 'ya verilmiş olanlarda da vardır" (Ayet 18-19)

Gerçekler insanlığın ortak malıdır. Onları öğrenmek herkesin hakkıdır. Bu zor konuyu büyüklerinizle ve öğretmenlerinizle konuşun olmaz mı!
MİHMANDAR  
 


 
Reklam  
   
 
 
 
14.11.2007 tarhinden bu güne kadar 133067 ziyaretçi (364981 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=



   En iyi 10 türk filmi  -  2007-2008 sezonu D.T. Oyunları  -  canlı film izle  -  Oyun Metinleri  -  Tiyatro terimleri  -  Kelebeğin Kalbi  -  Tiyatro Siteleri 

 Ana Sayfa Haberleri  -  Usta Tiyatrocular  -  SİTENİ EKLE  -  Banner ekle  -  Sayaç  -  Namaz Vakitleri 

SUFLOR Bir Kültür ve Sanat Sitesidir  ______________________________ Copyright © SUFLOR.TR.GG - Telif Hakları Adnan KUŞ.' a Aittir.________________________________ 14 / KASIM / 2007


Bir kişinin veya bir eserin bu sitede bulunması, bu siteyi hazırlayanların bu kişiyi desteklediği anlamına gelmez. Bu sitenin amacı bu eserleri kullanıcılarının değerlendirmesine sunabilmektir. Sahibinin herhangi bir isteği olursa, eser siteden derhal kaldırılacaktır.